Devlet ve Milletiyle Her Şeyden Önce Türkiye

Gündem

Liderimiz Devlet Bahçeli: Lozan, Türk Kurtuluş Savaşı’nın siyasi ve diplomatik tacıdır.

3 dk okuma süresi

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli sosyal medya üzerinden yayınladığı mesajda, “Siyasi önyargılarla, ideolojik dogmalarla, fikri saplantılarla Lozan Antlaşması’nı kutuplaşmanın dehlizlerine savurmak insafsızlık ve tarih bilmezliktir. Zafer mi? Hezimet mi? Sorusuna cevap aramak yerine, Lozan Antlaşması’nı tanımak, kavramak ve ruhunu özümsemek lazımdır.” dedi.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin açıklamaları şu şekilde:

“Bu muahedename, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr muahedenamesiyle ikmal edildiği zannedilmiş, büyük bir suikasdın inhidamını ifade eder bir vesikadır. Emsali namesbuk bir siyasi zafer eseridir.”

Bu sözün müellifi Aziz Atatürk’tür. Konu da Lozan’dır.

98 yıl önce bugün imzaya açılan Lozan Barış Antlaşması, hala ilk günkü mana ve muhtevasını muhafaza eden bir onur belgesi niteliğindedir.

Sevr akbabalarının kanat çırptığı bir dönemde istiklal ve istikbal iradesinin küresel alanda bayraklaşması Lozan’da mümkün olmuştur.

1918’de incinen milli gurur, 1919’un Samsun’undan 1922’nin Lozan’ına kadar adım adım tamir ve tedavi edilmiş, 24 Temmuz 1923 tarihiyle birlikte Türkiye bağımsız, çağdaş ve milli bir devlet olarak uluslararası alanda varlığını ve hükümranlık haklarını kabul ettirmiştir.

Lozan Antlaşması esaslı değerini ve küresel münasebetlerdeki kılavuzluk ilkelerini imzasının üzerinden 98 yıl geçmesine rağmen güçlü bir şekilde ihtiva etmektedir.

Türk milletinin ahlak ve yürek mukavemetini kırma, o kırıktan emperyalizmi geçirme hevesi kursaklarda kalmıştır.

Geçmişin ne kadar derinine inebiliyorsak geleceğin ufkunu, daha da ötesini o kadar görebiliriz.

Lozan’da Türk asırlarının müdafaası yapılmış, Türk milletinin bekası ve varlık hakları meydanlarda akan kanlardan ilhamını alan diplomatik ustalıkla güvenceye kavuşturulmuştur.

Siyasi önyargılarla, ideolojik dogmalarla, fikri saplantılarla Lozan Antlaşması’nı kutuplaşmanın dehlizlerine savurmak insafsızlık ve tarih bilmezliktir.

Zafer mi? Hezimet mi? Sorusuna cevap aramak yerine, Lozan Antlaşması’nı tanımak, kavramak ve ruhunu özümsemek lazımdır.

Lozan Antlaşması, Anadolu coğrafyasında o güne kadar ki 852 yıllık mevcudiyetimizin gelecek bin yıllara güvenle ve bir millet halinde taşıma şuurunun belgelere kazınmış, masalarda karara bağlanmış irade künhüdür.

Lozan, Türk Kurtuluş Savaşı’nın siyasi ve diplomatik tacıdır.

Tarihi gerçekleri bugünün penceresinden bakıp maksatlı ve marazi şekilde analiz etmek iyi niyetten mahrum bir yanılgıdır.

Lozan Antlaşması’nın meşrep ve mizaca göre tefsiri yerine, milli ve tarihi duruş prizmasından okumak en doğru, en sağlıklı, en isabetli seçenektir.

Milli Mücadele, askeri ve stratejik bir zaferin şehadet ve gazilikle yoğrulmuş kahramanlık beratıdır.

Lozan Antlaşması ise muhteşem bir fecirin, haç karşısında düşmeyen hilalin siyasi ve diplomatik başarısıdır.

Bu başarının gölgelenmesi zilletin ve hezimetin ta kendisidir.

Lozan’daki Türk delegasyonu sırtını hem tarihe hem de teslimiyeti reddeden millet iradesine dayamıştır.

Emperyalizmin kurduğu masanın karşısına Sakarya geçmiş, Dumlupınar çıkmış, Büyük Taarruz dikilmiştir.

Bugünlerde Lozan’dan yana, Lozan’a karşı olanlar tasnifine tevessül eden bazı güdük akıllılar zırvanın ve tarihten nifak üretmeye çalışmanın damgalı failleridir.

Bunlar bilmelidir ki, Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran değil, tescil eden 143 maddelik belgedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuki ve siyasi egemenliğinin hükmü şahsiyeti, aynı zamanda ebedi varlığı Lozan’da temellenmiş, bu konu açılmamak üzere kapanmıştır.

Bu vesileyle aziz şehitlerimizi, Milli Mücadele kahramanlarını ve Lozan delegasyonunu saygı ve rahmetle anıyorum.

İçinden geçtiğimiz günlerde, yurdumuzun değişik bölgelerinde meydana gelen sel ve heyelanlardan üzüntü duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum.

Başta Rize ve Artvin olmak üzere, aşırı yağışlardan kaynaklı felaketlere maruz kalan yörelerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Doğal afetlerde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.

Afet bölgelerimizde yaşayan yöre insanımızın samimiyetle yanındayız, her desteği de vermeye hazırız.

Ayrıca tüm gazetecilerimizin 24 Temmuz Gazeteciler Günü’nü ve Basın Bayramı’nı kutluyor, gönülden selam ve sevgilerimi paylaşıyorum.

İlgili içerikler
Gündem

Liderimiz Devlet Bahçeli: Cumhuriyet’in yeni yüzyılında iç ve dış kaynaklı tüm kamburlardan kurtulmak milli gayemizdir.

25 dk okuma süresi
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, MYK-MDK Toplantısı’nın ardından basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin yapmış…
Gündemİstanbul'dan Haberler

Genel Başkan Yardımcımız Sayın İzzet Ulvi Yönter, Beykoz 6 No'lu Aile Sağlık Merkezi'nin Açılışını Gerçekleştirdi.

1 dk okuma süresi
Genel Başkan Yardımcımız ve İstanbul Milletvekilimiz Sayın Dr. İzzet Ulvi Yönter, geçtiğimiz aylarda Beykoz Kavacık Mahallesi’nde vatandaşlarımızla ve Kavacık Muhtarı Sayın Yasemin…
Gündemİstanbul'dan Haberler

İl Başkanımız Sn. Sertel Selim: Sevgili öğrencilerimize, saygıdeğer öğretmenlerimize ve velilerimize 2023-2024 Eğitim ve Öğretim Yılında başarılar dilerim.

1 dk okuma süresi
İl Başkanımız Sayın Sertel Selim’in, 2023-2024 Eğitim ve Öğretim Yılı açılışı münasebetiyle yayınlamış olduğu mesaj şu şekildedir: Sevgili öğrencilerimize, saygıdeğer öğretmenlerimize ve…
×
Gündem

Liderimiz Devlet Bahçeli: Anayasa Mahkemesi, büyük Kürdistan’ı hak olarak görüyor mu?